reklam
ALTIN
 6.295,08
DOLAR
 46,3171
STERLİN
61,7530
EURO
 53,4240
reklam reklam

Gazeteciyi Hedef Göstermek Kolay, Gerçeklerle Yüzleşmek Zor.

 

Eklenme Tarihi

12 Temmuz 2026 01:14

Güncelenme Tarihi

12 Temmuz 2026 01:14
Gazeteciyi Hedef Göstermek Kolay, Gerçeklerle Yüzleşmek Zor.

Günah Keçisi Hep Gazeteci...

Ne garip bir düzen kuruldu bu ülkede... Bir kurumda deprem olur, koltuklar sallanır, görevden almalar yaşanır, soruşturmalar açılır, kulisler hareketlenir. Ertesi gün haber yayımlanır. Ve sihirli bir şekilde bütün oklar olayın sorumlularına değil, haberi yazan gazeteciye çevrilir.

Sanki kararı gazeteci vermiş…

Sanki görevden alma yazısını gazeteci hazırlamış…

Sanki iddiaları ortaya atan gazeteci…

Sanki basın açıklamasını yapan gazeteci…

Sanki röportajı veren gazeteci…

Ne büyük bir kolaycılık…

Gazetecinin elektronik postasına düşen resmi açıklama haber olur, düzenlenen basın toplantısında söylenen sözler haber olur, yetkilinin ağzından çıkan cümle haber olur. Ancak işin sonunda suçlanan ne açıklamayı yapan olur ne de kararı veren. Hedefe konulan tek kişi gazetecidir.

Çünkü bazılarına göre gerçekleri konuşmak yerine aynayı kırmak daha kolaydır.

Bir siyasetçi görevden alınır; suçlu gazeteci...

Bir bürokratın yeri değişir; suçlu gazeteci...

Bir kurumda kriz çıkar; suçlu gazeteci...

Bir iddia kamuoyuna düşer; suçlu gazeteci...

Peki soralım: Gazeteci ne zaman atama yapma yetkisine sahip oldu? Ne zaman görevden alma kararı verdi? Ne zaman devletin karar mekanizmasının parçası haline geldi?

Cevabı yok…

Çünkü gazeteci sadece gördüğünü, duyduğunu, belgeye dayanan bilgiyi ve kamuoyuna açıklanan gelişmeleri haberleştirir. Rahatsız eden haberin kendisi değil, ortaya çıkan gerçektir.

Asıl rahatsızlık haberde değil, haberin ortaya çıkardığı tablodadır.

Ne yazık ki bazı çevreler, hesap vermek yerine gazeteciyi itibarsızlaştırmayı tercih ediyor. "Yalancı", "karalıyor", "algı yapıyor" gibi ezberlenmiş cümleler, gerçeği değiştirmiyor. Haberden hoşlanmamak, haberi yalan yapmaz.

Gerçekler can yakıyorsa, bunun sorumlusu kalem değil; gerçeğin ta kendisidir.

Depremin ağır yaralarını taşıyan Malatya'da görev yapan gazeteciler.

Depremi yaşayan Malatya'da gazetecilik yapmak ise başlı başına bir mücadeledir. Bürolar yıkıldı, çalışma alanları yok oldu, ekonomik şartlar ağırlaştı. Buna rağmen meslektaşlarımız enkazın içinden çıkıp mikrofonunu elinden bırakmadı. Kimi konteynerde, kimi aracında, kimi elektriğin ve internetin olmadığı günlerde halkı bilgilendirmek için mücadele etti.

Fakat bütün bu fedakârlığa rağmen Malatya'da gazeteciler yalnız bırakılıyor. Bir haber yayımlandığında ilk hedef gazeteci oluyor. Meslektaşlarımızın arkasında duran güçlü bir dayanışma görmek ise ne yazık ki her geçen gün daha da zorlaşıyor.

Şunu artık herkes anlamalıdır: Gazeteci haber yaptığı için suçlu ilan edilemez. Gazeteciyi susturarak gerçekleri değiştiremezsiniz. Aynayı kırınca yüzünüzdeki leke kaybolmaz.

Ne gariptir ki açıklamayı yapanlar değil, açıklamayı haber yapanlar suçlanıyor. Gerçekler konuşulacağına, haberi yapan gazetecinin kişiliği tartışılıyor. Belgeler ortadayken "yalancı", doğrular yazıldığında "kötü niyetli" yaftası yapıştırılıyor. Bu yaklaşım, basın özgürlüğüne olduğu kadar halkın haber alma hakkına da açık bir saldırıdır.

Koltuklar geçicidir, makamlar değişir, unvanlar biter. Ama yazılan gerçekler arşivlerde yaşamaya devam eder. Tarih; haberi yazanı değil, haber olmasına neden olanları yazar.

Gazetecilik kimsenin propaganda memurluğu değildir. Gazetecinin görevi alkış tutmak değil, kamu adına soru sormak ve gerçekleri yazmaktır. Gerçeklerden korkanların ilk hedefi her zaman gazeteci olmuştur. Çünkü bilirler ki susturamadıkları tek şey, gerçeğin kendisidir.

Tüm bu zorluklara rağmen halkın doğru bilgiye ulaşması için gece gündüz sahada emek veriliyor.

Ancak ne yazık ki Malatya'da gazetecilerin haklarını güçlü şekilde savunan bir mekanizmanın eksikliği her geçen gün daha fazla hissediliyor. Gazeteciler yalnız bırakılıyor, hedef gösteriliyor, emeği değersizleştiriliyor. Oysa güçlü bir şehir, güçlü ve özgür bir basınla mümkündür.

Unutulmamalıdır ki özgür basın sustuğu gün sadece gazeteciler kaybetmez; gerçekler kaybeder, toplum kaybeder, demokrasi kaybeder. Gazetecileri suçlamak yerine, haberin içeriğine cevap vermek, varsa yanlış bilgi belgeleriyle ortaya koymak hukuk devletinin ve demokratik kültürün gereğidir.

Gazetecilik suç değildir. Gerçekleri yazmak suç değildir. Suç olan; gerçeği söyleyeni susturmaya çalışmak, eleştiriye tahammül edememek ve kamuoyunun haber alma hakkını engellemektir.

Dilek Kiraz 

 

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.