KİBİR BUDALASI - Adil AKTAŞ

KİBİR BUDALASI


Kibir; kendini başkalarından üstün gören ve küçümseyen aslında hiç bir şey olmayan kendini bir halt zanneden kötü insan özelliğidir.

Etrafımızı kolaçan ettiğimizde böylesi insanlara rastlamışızdır zaman zaman. Aslında belki bir insanın yalan söylemesi, bencil olması ya da huysuz olması etrafındakilere daha zararı dokunan durumlardır ve kibirli bir insanın kendinden başkasına zararı pek yoktur ama yine de daha rahatsız edicidir bana göre. Kibirli insan çıplak kraldır, ne kadar ben merkezli görünse de aslında tam tersidir, kendini etrafıyla kıyaslar ve daha büyük adımlar atmaktansa diğerlerinden bir basamak üstte görünmeyi hedefler. Ama unutur aynı zamanda herkesin aynı basamakta beklediğini.

Hele bir de bu kibire cehalet eklenirse işte seyreyleyin o zaman gümbürtüyü. Cahil ve de kibirli olan insan bu cehaletini örtbas etmek için her zaman karşısındakiler saldırgan bir ifadeyle yaklaşır ve sesini yükselterek onları alt edeceğini sanır. Oysa cahil bilmez ki kendisinin rezil olduğunu.

Bu tür insanları gördüğünüzde ya anladıkları dilden karşılık vereceksiniz, ya da onu hiç hesaba bile almadan yolunuza devam edeceksiniz. bence yapılması gereken o kibir budalası cahilleri yok sayarak yolumuza emin adımlarla devam etmek olacaktır.

Siyasi insanlarda bu tür kibir budalalıklarına sıkça rastladığımız olmuştur. Ama devlet adamlığı terbiyesi almış olan bazı siyasiler de bu kibir budalası cahillere ölçülü ve bir o kadar da usturuplu yanıtlar vererek onları susturmuşlardır. Tarih bunun örnekleriyle doludur.

Hani halk arasında bir deyim vardır " MAHKEME KADIYA MÜLK DEĞİLDİR " Evet  bu tam da yerinde ve doğru bir söz. bazı insanlar vardır bulundukları makama ve koltuğa destek verir ( ki o insanlar tevazu sahibi ve imrenilecek insanlardır), bazı insanlar da vardır ki bulundukları makam ve mevkiden, koltuktan destek alırlar. İşte koltuktan destek alıp kendini ulaşılmaz sanan bu kişiler psikolojik olarak bana göre sağlıklı kişiler değillerdir. İşte tıpta biz bu tür kişilere " NARSİST " adını veririz.

Başkalarını kendinden aşağıda gören, kendini hemen her konuda bilgili ve yeterli sanan, üstün meziyetlerle donatılmış olduğuna inanan, hiçbir koşulda hata yaptığını kabul edemeyen, başkalarına ilgi ve yakınlık göstermeyi bir lütuf sayan, bulunmaz Hint kumaşı çakması bu zavallı zatlar; aslında içten içe derin biçimde yaşadıkları değersizlik korkularını bu kibirleriyle yenmeye çalışan sahte kişiliklerdir.

Narsisizmin çok özel bir türü de, Roma Sezarları, Mısır firavunları, diktatörler gibi çok güçlü kişilerde bulunan türüdür. Bu insanlar adeta nefes alıp yürüyen yeryüzü tanrıları gibidirler kendi gözlerinde. Yaşam ya da ölüm gibi önemli doğa olaylarına bile bir tek cümleyle karar verebilmekteydiler. En büyük korkuları güçlerini kaybetmeleri, ölüm, etraflarındaki herkesin kendilerine düşman olmasıydı. Güçlerinin ve şehvetlerinin bir sınırı yokmuş gibi davranmaya çalışırlar; sayısız insan öldürüp, sayısız şatolar kurarlardı. Varlıklarının kendilerinin de çözemediği sorununu insan değilmiş gibi çözmeye çalışsalar da aslında durumları düpedüz deliliktir. Dış dünya "ben" olmadığı için, narsist kişi dış dünyayı anlayamaz/algılayamaz ve bu durum kişide korku yaratır. Diktatör gitgide daha yıkıcı, daha yalnız ve korkak olur.

Narsisistik kişilik bozukluğu olan kişiler, başkalarının düşünce ya da isteklerine gereken ilgiyi gösteremeyen kişilerdir. Plan ve hedeflerine ulaşamadıklarında, gereken ilgiyi göremediklerinde aynı Narkissos gibi erirler, çökerler. Başkalarının hakkına saygı göstermeden ve gerçeklerle bağdaşmasa bile daima kendilerini haklı göstererek ve o hedefi, gerekli emeği vermeden bile hak etmiş sayarak en önde, en gözde ve tek olmak isterler. Kendilerini başkalarının yerine koyamaz ve başkalarını anlayamazlar. Sanki her şey sadece kendileri için vardır ve ne olursa olsun her şeyin kendi amaçlarına hizmet etmesi gerekir. Başkalarının fikir ve hareketleri kendi amaçlarına hizmet ediyorsa vardır, aksi halde bu fikir ve hareketler tahammül edilemez düşüncelerdir. Gerçekle bağdaşmayan, başkalarının zararına olup sadece kendi çıkarlarına uygun, kendi plan ve hedeflerine hitap eden maddi ve manevi kazanç sağlayabilecek plan ve hedeflerine ulaşamadıklarında öfkelerine hakim olamaz, saldırganlaşır, çöker, hatta ağır psikotik tablolara girerler.

( Narsisizm veya özseverlik, kişinin kendi bedensel ve/veya zihinsel benliğine karşı duyduğu hayranlık ve bağlılık, kabaca tabirle kişinin kendisine aşık olması olarak tanımlanan bir terimdir. Kelime kökeni Yunan mitolojisinde bir kahraman olan Narkissos'dan gelir.)

 

Yolunuza kibir budalası, cahiller ve narsistler çıkmaması dileklerimle her gününüz neşe ve coşku ile geçsin.

İnsana rast gelesiniz.

sazan231@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
19Kas

SEÇİM KORKUSU VE DEĞİŞİM

08Kas

SİYASİ ÜSLUP VE AHLAK

07Kas

KİBİR BUDALASI

04Kas

DİL VE ÖNEMİ

03Kas

MERHABA;