MERHABA; - Adil AKTAŞ

MERHABA;


Bu platformda benim ilk günüm ve ilk yazım. Elbette ki siz değerli okuyuculara bir selam vermek, merhaba demek önceliğimdir.

Hepimizin malumu olduğu üzre, tanımadığımız hatta yeni tanıdığımız birisi direkt olarak bir konuya girip ahkam keserse biz hemen ona şu yaftayı yapıştırırız “ ukala “ .

Toplum içerisinde bu ukala tipleri çok görür ve o ukalalara sıkça rastlarız. Ukala anlam olarak kendini akıllı sanan ve bilgiçlik taslayan kişiler için kullanılan bir tanımlamadır.

Onun içindir ki bu ilk yazımda sizlere samimi, içten gelen tüm duygularımla merhaba demek istedim. İnanıyorum ki bu selamımı alacak olan siz değerli okuyucular bunun karşılığını da yürekten gelen sıcak bir sevgiyle karşılığını bana vereceksiniz.

Selamlaşma , merhabalaşma kültürü bize atalarımızdan kalan bir miras ve bizler de bu mirasın varisleri olarak bu kültürü gelecek kuşaklara; özüne dokunmadan, ilk günkü sıcaklığı ile korumak ve taşımakla yükümlüyüz. Bizden sonra mirası devredeceğimiz nesiller de bunu gelecek kuşaklara iletmekle yükümlü olacaklardır.

Neden merhaba veya neden selam ile başlamak istedim?

Tarihe göz attığımızda selamlaşma eylemi ve merhabalaşmanın “ benden sana zarar gelmez, benden zarar görmezsin “ anlayışı temelinde geliştiğini görebiliriz. Selamlaşma ve merhabalaşma aynı zamanda bir barış dilidir. Bu anlamda selamlaşma, insanlık tarihinin en eski dönemlerinden beri “barış” belirtisi taşıyan bir iletişim ve davranış biçimi olarak kabul görmüş, bu temelde ortaya çıkmış ve gelişmiştir. Her toplum ve kültür, kendi iç dinamiklerine ve ihtiyaçlarına göre belirlediği selamlaşma davranışlarını bir sisteme bağlamış ve bunu dil aracılığıyla sözcüklere dökerek kendilerine özgü selamlaşma biçimlerini oluşturmuştur.

Yaşadığımız coğrafyada, günümüzde yaygın biçimde kullanılan alışılagelmiş selamlaşma sözcük ve ifadelerini ise; merhaba, selamünaleyküm, selam(lar), günaydın(lar), iyi sabahlar/hayırlı sabahlar, iyi günler/hayırlı günler, iyi akşamlar/hayırlı akşamlar, iyi geceler/hayırlı geceler, iyi yolculuklar, hoş geldiniz, Allah’a ısmarladık/Allah’a emanet ol, hoşça kal(ın), esen kal(ın)/esenlikler (dilerim), görüşmek üzere/görüşürüz/eyvallah, kendine iyi bak, güle güle ve elveda şeklinde sıralamak mümkündür. Ayrıca bu coğrafyada yaşayan etnik unsurlar da kendi dillerinden bu selamı ve merhabayı birlikte aynı havayı soludukları tüm canlılara da sunmaktadırlar.

YUNUS EMRE asırlar öncesinden ne güzel seslenmiş bizlere

Biz dünyâdan gider olduk kalanlara selâm olsun
Bizüm içün hayır-du‘â kılanlara selâm olsun

Ecel büke bilümüzi söyletmeye dilümüzi
Hasta iken hâlümüzi soranlara selâm olsun

Tenüm ortaya açıla yakasız gönlek biçile
Bizi bir arı vechile yuyanlara selâm olsun
 

‘Azrâîl alur cânumuz kurur tamarda kanumuz
Yayıcagız kefenümüz saranlara selâm olsun

Gider olduk dostumuza iremedük kasdumuza
Namâz içün üstümüze duranlara selâm olsun

Sözdür söylenür araya kimse döymez bu yaraya
İltüp bizi makbereye koyanlara selâm olsun

Bunda hep gelenler gider hergiz gelmez yola gider
Bizüm hâlümüzden haber soranlara selâm olsun

‘Âşık oldur Hakk'ı seve Hak derdine kıla devâ
Bizüm içün hayır-du‘â kılanlara selâm olsun

Miskîn Yûnus söyler sözi kan yaşıla toldı gözi
Bilmeyen ne bilsün bizi bilenlere selâm olsun

                                                                                                         

Kim, nerede ve nasıl yaşıyor ise herkese yürekten selamlar olsun.

 

 

 

Adil AKTAŞ

                                                                                                          03/11/2021

 

sazan231@hotmail.com

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

YAZARIN SON 5 YAZISI
19Kas

SEÇİM KORKUSU VE DEĞİŞİM

08Kas

SİYASİ ÜSLUP VE AHLAK

07Kas

KİBİR BUDALASI

04Kas

DİL VE ÖNEMİ

03Kas

MERHABA;