İsmet İnönü ve Malatya..


İsmet İnönü ve Malatya

6-11 Ocak 1920 Türk Milleti için bir dönüm noktası olan Birinci İnönü Meydan Muharebesinin yapıldığı ve kazanıldığı zafer haftasıdır.

Bu nedenle bu yazımıza bu zafer sonunda Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün İsmet Paşaya yolladığı tebrik telgrafı ile başlayalım istedim.;

“İnönü muharebe meydanında. Metris Tepede. Garp Cephesi Kumandanı ve Erkanıharbiye-i Umumiye Reisi ismet Paşaya.

Siz orada yalnız düşmanı değil, Milletin makus (Kötü giden) talihini de yendiniz. İstila altındaki bedbaht topraklarımızla beraber bütün vatan bugün en uzak noktalarına kadar zaferinizi kutluyor. Düşmanın hırs-ı istilası azim ve hamiyetinizin yalçın kayalarına başını çarparak hurdahaş oldu.

Namınızı tarihin mefahir kitabesine (Övünç Sayfası.) kaydeden ve bütün milleti hakkınızda ebedi minnet ve şükrana sevk eden büyük gaza ve zaferinizi tebrik ederken. üstünde durduğunuz tepenin size binlerce düşman ölüleri ile bir şeref meydanı seyrettirdiği kadar. Milletimiz ve kendiniz için yükseliş şaşaaları ile dolu bir istikbal ufkuna da hazır ve hakim olduğunu söylemek isterim.

 Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal”

 

Geçen yazımızda İsmet İnönü’nün İzmir doğumlu olduğunu ve Malatya ‘da hiç okumadığını, zaman zaman Malatya’ya geldiğini yazmıştık.

Bu arada Kurtuluş Savaşı yıllarında bir ara eşini Malatya’ya yolladığını da belirtelim.

Bu yazımızda İsmet Paşanın (Malatya için Paşadır o…) özellikle1950’de iktidarı teslim ettikten sonra kendisine yapılan saldırılardan bahsedeceğiz.

7 Ocak 1946 tarihinde DP’nin kurulması ile Çok Partili Sisteme geçilmiş; yeni, tek dereceli ve çoğunluğa dayalı bir seçim yasası kabul edilmiştir (Bir seçim bölgesinde en çok oyu alan parti bütün milletvekillerini aldığı sistem.). 1947 de yapılması gereken seçim, yeni kurulan DP’nin örgütünü tamamlamasına fırsat vermemek için olsa gerek, bir yıl öne alınmış ve oldukça şaibeli geçen seçim sonucunda CHP yine iktidarını korumuştu.

Zaten DP örgütünü tamamlamadığı için her ilde seçime katılmamış, buna rağmen Ülke genelinde 6 siyasi partinin katılımıyla gerçekleşen seçimlerde 465 milletvekilinin 397’sini CHP, 61’ini DP, 7’sini ise bağımsızlar kazanmıştır.

Seçim sonunda Cumhurbaşkanı İsmet İnönü Ankara Millet vekili olarak meclistedir.

DP 1950 seçimleri için çalışmalarına çok erken başlamıştır. Seçim çalışmalarına  büyük bir heyecanla girip, her yeri bayraklarla donatıp bayram yerine çevirirken CHP bu yapılanları sadece seyretmiştir.

İşte bu arada “Paşa Batının zoru ile Çok Partili sisteme geçiyor.” diye her türlü kaprisi yapmaktadır (Paşanın cevabı yazı sonunda.).

Paşa ise seçimi kaybetmeyi hiç ama hiç düşünmüyordu.

Öyle ya, ülkesini savaşa sokmamış bir parti ve bir liderdi.

Savaş yıllarında olup bitenlerden ise kimse kendisine bilgi vermemiştir. Hatta İstanbul Valisi Fahrettin Kerim, seçim gezisinde Taksim mitingindeki kalabalığı göstererek “İşte paşam İstanbul.” demiştir.

Ama o İstanbul paşayı seçmemiştir.

Paşayı adaylığını koyduğu Ankara’da seçmemiştir.

O yıllarda seçime iki yerden girilebildiği için paşa Ankara ve Malatya’dan adaylığını koymuştur.

Ve Malatya Paşasını seçmiştir.

“En büyük başarılarım, en büyük yenilgilerim olmuştur.” diyen İnönü seçim sonucunu büyük bir olgunlukla kabul etmiştir.

Emirlerini bekleyen İstanbul Sıkıyönetim Komutanına “Milli İrade gerçekleşmiştir. Halkın istediği şekilde iktidar devredilecektir, bunu herkes içine sindirmelidir.” diyerek eşi Mevhibe hanımın elinden tutup hemen pembe köşke taşınmıştır.

Mevhibe hanıma söylediği “Çankaya’dan Ankara’ya otobüsle inmeye hazır mısın hanım.” cümlesi de ünlüdür.

Eşi Mevhibe hanım onun en büyük destekçisi olmuştur. Ulu Önder Atatürk;” Eşini sevecek ve onu mutlu edecek herkes evlenmeli ve çocuk sahibi olmalıdır. Çocuk evin neşesidir. Bu konuda örnek İsmet Paşanızdır. Ben denedim olmadı. Benim hayatım başka türlü düzenlenmiş.” Diyerek İsmet İnönü’yü örnek göstermiştir.

14 Mayıs 1950’de yapılan seçimlerde DP’nin 416 Milletvekiline karşılık CHP 69 Milletvekili çıkarmıştır. Bu arada bir Milletvekili, Millet Partisi (Osman Bölükbaşı ve bir de bağımsız (Mardin, Kemal Türkoğlu) aday kazanmıştır.

CHP, kendi getirdiği seçim sisteminin kurbanı olmuştur.

 

Ve İsmet Paşa için çileli yıllar başlamıştır.

İktidarın ilk işi “İsmet Paşayı ne yapalım.” Olmuş, CHP ye olan kinleri sonucu intikam duygusu ile harekete geçilmiştir.

İlk önce o yıllarda çok konuşulan ve hala bazıları tarafından gündeme getirilen “Paşa Atatürk’ü sevmezdi, o nedenle paralardan Atatürk’ün resmini kaldırdı.” iddiasında bulunulur.

Paşa, Atatürk’e medyunu şükran olduğunu ve resim kaldırma ile ilgili Yasanın Atatürk zamanında ve Atatürk ile beraber çıkardıklarını anlatmaya çalışıyordu.

Sonra, DP’li Süreyya Endik , Erzincan depreminden dönülürken trende iskambil oynanmışlar.” der  ve arkasından ”Paşa bu seyahat için 70 bin lira harcırah almış.” iddiasında bulunur.

Paşa “Eğer bir memlekette iftira kampanyası devam ederse dış tehlike ile uğraşılamaz.” diye, sanki kendi iktidarmış gibi cevap verir.

Yine bir DP Milletvekili, Zuhuri Danışman…Tarih öğretmeni…” İsmet paşayı tarih kitaplarından çıkaralım.” der.

Bu ülkenin kurtarıcılarını ve en son Türk devletinin kurucularını tarih kitaplarından çıkarmanın kimlerden kimlere miras kaldığı anlaşılıyor

 

Yine bir DP’li, İzmir Belediye Başkanı Rauf Onursal;” Vahdettin nasıl yurt dışına çıkarıldı ise Paşa’da aynı şekilde yut dışına yollanmalı” der…

Daha da iddialı olanlar var; bir ilçe Başkanı “İdam edilmeli.” derken, Necip Fazıl “İntihar etsin.” der…

Dindarlık neyse de kindar olmak böyle bir şey demek ki.

Vee sıra Malatya’ya gelmişti. Çünkü Malatya Paşanın kazandığı birkaç vilayetten biridir.

Önce İsmet paşanın isminin bulunduğu caddelerden ismi silindi. Örneğin; İsmet İnönü caddesi, Mithat Paşa caddesi oldu. Hatta Paşanın arkadaşı Kazım Özalp’ın bile adını caddelerden silip yerine Ziya Gökalp dediler.

Sonra CHP‘li Malatya Belediyesinde bulunan İsmet Paşanın resminin indirilmesi işlemine gelindi

Ancak, Malatya Belediye Başkanı Muzaffer Akalın “İnönü Malatya’dır…Malatya’nın gururudur.” Dedi ve resmi indirmedi.

Tabi gücü yetmedi. Vali Turgut Babaoğlu resmi zorla indirdi ve Başkanı görevden aldı. Yeni seçim yapıldı yine CHP kazandı.

Ancak, Valinin inadı bitmedi; Malatya’da İnönü’nün heykeli vardı…

Bu iş fotoğraf gibi değil biraz zordu. Gece gündüz Malatyalı gençler heykelin etrafında nöbet tutmaya başladılar.

Ve “Yaşayan kişilerin resimlerinin bu tür yerlerden kaldırılması ile ilgili yasa çıkaralım ve heykellerde bu yasanın içeriğinde olsun; dediler.

Ancak sonucunun DP ye zarar vereceği düşünülerek vaz geçildi.

Eğer yasa çıkarılsaydı Taksim’deki heykelde buluna İsmet İnönü bölümü tıraşlanacaktı biliyor musunuz …

Ömer İnönü olayı…Hiç ilgisi olmadığı halde Ömer İnönü’nün ismi bir cinayet işine bulaştırılır. Paşa, bu konuda çok sıkıntılı günler geçirmiş ve sonunda suçsuz olduğu ortaya çıktıktan sonra rahatlamıştır (Konu için kaynak kitaplara bakılabilir.).

Balıkesir’e sokulmamış, zamanın Bakanı Alakant ” Bu halkın galeyanıdır.” diyor.

Cümleye bakar mısınız…Günümüz yöneticilerinden birinin Sincan ‘da Kılıçdaroğlu’na yapılan saldırı sonrası “Gaz sıkışması.” demesine ne kadar benziyor değil mi

Bu saldırmalar karşısında önce 1953 yılında DP’yi ikaz edercesine “Tarih kürsüsünden halinizi seyrediyorum, suçlu insanların telaşı içindesiniz.” der.

Konumuz DP-CHP tartışmaları,50’li yılların siyaseti olmadığı için ben sadece İnönü’nün kişiliğine yapılan saldırılardan bahsediyorum.

1954 yılı seçimlerinde DP’nin zaferi daha büyüktür.

Ama Malatya yine paşasını seçmiştir…

Sonraki yıllarda Uşak’ta trene binerken taşlanmış.

Kayseri’ye girerken Vali tarafından bindiği tren durdurulmuş.

Yeşilhisar’a girerken yolu askeri birlikler tarafından kesilmiştir (Ki o birliğin komutanı Kur. Bnb. Selahattin Çetiner görevinden istifa etmiştir, bu tür görevlerde askerlerin kullanılmasını doğru bulmadığı için.).

18 Nisan 1960 Tarihinde yine tarihe geçen o ünlü konuşmalarından birini yapar ve” Eğer insan hakları yürütülmez, vatandaş hakları zorlanırsa, baskı rejimi  kurulur ise, behemehal İhtilal olur.”

Salon karışmıştır. Herkes paşa geri çekilecek derken paşa devam eder; …Bu demokratik rejimi istikametinden ayırıp baskı rejimi haline getirmek tehlikeli bir şeydir. Bu yolda devam ederseniz, sizi ben de kurtaramam!

27 Nisan 1960 da TBMM salonundan dışarı çıkarılmış.

 

Sonun başlangıcı derler ya işte...

 

Ve 27 Mayıs Hareketi, Başbakanlığını yaptığı koalisyonlar, Kıbrıs sorunu, ABD Başkanı ile olan diyalog.

Ve 12 Mart Muhtırası…

İnönü Muhtıraya karşı olduğunu açıklamıştır. Ancak, kurulacak hükümete bakan vermeyi kabul etmiştir.

Bu arada bir gözlemimi eklemek isterim.60’lı yıllarda Çetin Altan Malatya için “Sosyalizm’in Manevi Başkenti” ifadesini kullanmış ve önder olarak da Hayrettin Abacıyı göstermişti.

Malatya’nın tarihinde Sosyalist olduğunu sanmıyorum. 60’lı yıllarda CHP Ortanın Solunu benimserken, Demirel ” Ortanın Solu Moskova’nın Yolu.” sloganı ile saldırmış, ama Malatyalı “Paşa bizi komünist yapmaz.” diye paşasının yanında olmuştur.

 

Genel Sekreteri Ecevit, Muhtıranın CHP hareketine (Ortanın solu) karşı bir hareket olduğu iddiasıyla karşı çıkmış ve görevinden istifa etmiştir.

İnönü artık yaşlı (Ki 88’dir.) ve kulakları iyice duymaz olmuştur.

Ve yorgundur.

Bu nedenle de CHP içindeki olayları sakinleştirmekte zorlanmaktadır.

Mayıs 1972 de partisinden politikalarının onaylanmasını istemek için Kurultaya gider. Bu güven oyu istemekti.

Ancak parti Ecevit’in listesini kabul eder.

Bunun üzerine İnönü 8 Mayıs 1972 tarihinde 33 yıl 4 ay süren CHP Genel Başkanlığından istifa eder. Zaten “Değişmez Genel Başkandır.” ifadesini Çok Partili Sisteme geçiş sırasında Tüzükten çıkarmıştı.

14 Mayıs’ta toplanan kurultayda Ecevit yeni Genel Başkan seçilir (Bu arada halk arasında yanlış yerleşmiş bir algıyı düzeltelim Ecevit Kurultayda İnönü ile mücadele etmemiştir, çünkü İnönü aday değildir.).

Ve 30 Haziran Kurultayı sonrası,” Yeni Genel Başkanın başarılı olması için çalışılsın” mesajı verdikten sonra 5 Kasım 1972 yılında 50 yıllık CHP üyeliğinden de istifa etmiştir.

 

O artık sadece Malatya Milletvekilidir.

 

Daha sonra Milletvekilliğinden de istifa ederek o zamanki Anayasa gereği Tabi Senatör olarak siyaset yaşamına devam etmiştir.

1973 Ekim ayında yapılan seçimlere katılmamış ancak siyasetten uzaklaşmamıştır,

Yeni hükümetin kurulması uzayınca (26 Ocak 1973’te kurulmuştur CHP-MSP hükümeti.) hasta yatağında “Ne kurulmaz hükümetmiş…” diye merakını dile getirmiştir.

 Ve o hükümetin kuruluşunu, CHP’nin iktidar oluşunu göremeden 25 Aralık 1973’te hayata gözlerini yummuştur.

Işıklar içinde uyusun.

Kaynak: Ş. S. Aydemir İkinci Adam 2’nci cilt.

              Altan Öymen, Öfkeli Yıllar

               Metin Toker, Tek Partiden Çok Partiye

 

 

           

 

 

 

 

               

 

 

 

 

YAZIYI PAYLAŞ!

İlk Yorum Yazan Sen Ol!

saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
Popup Reklam