TÜRKİYE DE SON BİR YIL DA TAM  438 KADIN  ÖLDÜRÜLDÜ !


 

“Son 36 saat içerisinde, 4 ayrı  şehir de 4 ayrı kadın cinayeti...”

Bu yazıyı yazarken, zaman zaman  son dakika haberlerinde yeni işlenen kadın cinayetlerini görüp ve rakamı sürekli arttırıp değiştirmek zorunda kaldığım için öfkem milyon kat daha arttı... 
“Rabbim bu ne vahşettir, bu ne zulümdür yetmez mi?”  dedim defalarca...
 
Ne’de kolay yazılıyor, ne’de kolay söyleniyor değil mi?  
Kimbilir şuan kaç can daha katlediliyor ve katledilecek...

Türkiye'de bir günde 4 kadın cinayeti işlendi. İstanbul'da akademisyen Aylin Sözer, Kemal Delbe tarafından, Malatya'da Selda Taş evli olduğu Mehmet Taş tarafından, Gaziantep'te Vesile Sönmez ise oğlu Uğur Dönmez tarafından ve henüz kimliği açıklanmayan  bir başka kadın, bir başka can daha bu hayattan hunharca, acımasızca koparıldı...

Kadın cinayetleri, kadına yönelik şiddet ve istismar haberleri her geçen gün artarken son 36 saatte Türkiye'de 4 kadın daha erkekler tarafından öldürüldü. Öldürenlerin kimi "SEVGİLİ", kimi "EŞ", kimi "KARDEŞ", kimi “EVLAT" kimi de hiç tanımadıklarıydı. Acı olan da bu çok değerli sıfatları asla haketmeyişleriydi.  

Tüyleri ürperten, yürekleri parçalayan,hunharca ve canavarca hislerle, tasarlayarak, planlayarak  işlenen kadın cinayetlerine gün, hatta saat geçmiyor ki yenisi eklenmesin. 
Bu vahşet korkunç şekilde aralıksız devam ediyor. 
Peki ne yapılıyor, hangi önlem alınıyor?

Herbiri ayrı bir yaşam, ayrı bir dram...
Reddettikleri için öldürülenler, Evlenmek istemedikleri için öldürülenler,cinsel saldırıya direndikleri için öldürülenler, boşanmak istedikleri için öldürülenler, erkek çocuk doğuramadığı için öldürülenler,çalıştığı için öldürülenler,mini etek giydiği için öldürülenler, baktığı için öldürülenler, güzel olduğu için öldürülenler, saçı uzun aklı kısa olduğu için öldürülenler, gözünün üzerinde kaşı olduğu için öldürülenler...
Öldürmeye, yok etmeye proglanmışsa yosunlaşmış ve kokuşmuş zihniyet; herşey sebeptir,herşey bahanedir. 

Kadın Haklarından dem vurulduğunda  magalda kül bırakmayanlar, şimdi neden suskun? Ya da harekete geçildi de bizim mi haberimiz yok...
Biz üzgün değil, öfkeliyiz. Milyon kez öfkeliyiz, öyle böyle değil. Burnumuzun direği sızlamaktan, yüreklerimiz kavrulmaktan, hemencecik unutulmaktan ve çaresizce çırpınmaktan , acıyla haykırmaktan çok yorulduk, çok yorulduk... 

Duyun artık sesimizi lütfen !!! 

Aslında idam;”İşin  kolayına kaçmaktır.” Aksine yaşatılan acılara kısas olmalıdır.  Kısas olmalıdır ki, yaşatan yaşattığını yaşamadan ölmesin. Herkes kendi vicdanını, kendi geçmişini yargılasın yargılayabilsin. 

“Kadın olarak sokaklara döküldük, kamuoyu oluşturduk, nefesimiz yetene kadar bağırdık, çağırdık, ölmek istemiyoruz dedik, çok şey mi istedik” soruyoruz? 

Türkiye’de 2012 yılında herkesin bildiği gibi imzalanan bir İstanbul Sözleşmesi var. “6284” sayılı kanun  gereği şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınların, çocukların, aile bireylerinin ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişilerin korunması, ve aynı zaman da bu kişilere yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla alınacak tedbirlere ilişkin usul ve esasları içeren bir yasa ortaya konuldu.

Kadınlar için can simidi olarak gördüğümüz bu yasa; layıkıyla   uygulansın, erkek şiddeti azalsın, bu vahşet son bulsun mücadelesi verirken, bir anda var olan yasanın kaldırılması ve tartışmaya açılması maalesef “cezasızlık”kültürünü ve cinayetleri tetikler oldu ne yazık ki! Bu durum da öldürmek, neredeyse meşru hale geldi ve gelecek önlem alınmazsa eğer!

Bu barbarlığı önlemek için,  gerekli kanunlar , yasa düzenleyici kararlar alınmalı ve hemen uygulamaya konulmalı.

 Kadına şiddeti ve barbarlığı azaltabilmek, hatta önleyebilmek için yapılabilecek pek çok şey vardır. 
Nedir bunlar? 
Kadınların çalışma hayatına kazandırılması, kadınların ekonomik bağımlılıktan kurtulması, şiddet konusunda farkındalığın arttırılmasını sağlayacak eğitimlerin kızlarımıza ve kadınlarımıza verilmesi, günümüzde kadına dair cinsiyetçi söylemlerin medya mecralarında yer almaması, kadını belirli “kalıpyargılar” içerisine sıkıştırmaması ve kadına belirli roller yükleyerek meşrulaştırmaması, şiddeti yansıtma şeklinde özenli davranması ( bu tarz haberleri,  paylaşırken kullandığı dil), Medya organlarında  kadına yönelik şiddete yol açacak yayınlara,( dizi, reklam, haber) ifadelere ve davranış şekillerine asla yer verilmemesi, uygulanacak caydırıcı cezalarla işlenen bu drama artık son verilmesi...
Diğer bir önlem de, çocuklarımızı özellikle erkek çocuklarımızı vicdanlı,vasıflı ve merhametli ‘iyi insan’ olarak yetiştirmek ve onları eşit bireyler bilinciyle büyütmek, ayrımcılık ve erkek egemen kültürü gibi yaklaşımlara  son  vermek bu şiddetin, bu sorunun azalmasına önemli derecede katkı  sağlayacaktır.

Yarın başka kadınlar ve başka erkeklerin isimlerinin geçtiği ve  sonucu yine  “Vahşice öldürüldü.” yazan  haberleri okumak ve “Yine mi “? demeye devam etmek istemiyoruz! 

Boş lâflarla boşa geçirilen zaman ve cesaretlendirilen yeni caniler istemiyoruz!
ARTIK YETER!

Nazime DUMAN ASLAN

nazdumanaslan@habermalatya44.com

YAZIYI PAYLAŞ!

Yazıyı Yorumla

Yorumlar / 1

  • dkapkiner | 01 Ocak 2021 13:05

    Bu olayların nedenleri dayatılmak istenen sistemdedir.Ve çok yol alınmıştır. Bu nedenle ceza caydırıcı olmaz. Sistemin getirdiği beyni değiştirmek gerekir. Bu beyin değiştirilsin diye Kemalist Düşünce 80 yıl uğraştı. Ama 20 yılda hepsi gitti. Benim çalıştığım şirketlerden birinin patronu ki bugün o şirket 5 de 1 dir, bana şunu söyledi;"Kadından müslüman olmaz,kadın müslümana lazımdır.".Tam bir Cahiliye Dönemi düşüncesi. Önce seni yönetenlerin inanması lazım. Dikkat ederseniz İslam dini yıllardır bize adeta kadınlar için indirilmiş yasaklar manzumesi gibi gösterilmiştir.Netice;zihniyet yani erkek egemen kafa,değişmeden atılacak her adım boşadır.Kolay gelsin.

saniye sonra kapatılacak. REKLAMI GEÇ
Popup Reklam