İnsanlık tarihi, coğrafyalar değişse de mazlumların çığlıklarının ve uluslararası toplumun o kahredici sessizliğinin değişmediğini gösteren acı vesikalarla doludur. Bugün Gazze’den yükselen dumanları izlerken, hafızası nispeten taze olan herkesin aklına tek bir karanlık dönem geliyor: 1990’ların ortasında, Avrupa’nın göbeğinde yaşanan Sırp katliamları.
Bundan tam otuz yıl önce Bosna’da, modern dünyanın gözleri önünde sistematik bir soykırım gerçekleştirildi. Srebrenitsa’da, BM tarafından "güvenli bölge" ilan edilen topraklarda, binlerce Boşnak Müslüman sadece kimliklerinden dolayı vahşice katledildi. Silahları ellerinden alınan, dünyaya "bizi koruyun" diye haykıran insanlara sunulan tek şey, vaat edilmiş bir korumanın ardına gizlenmiş mutlak bir terk edilmişlikti. Dünya o gün izledi, kınadı ve ancak her şey bittikten sonra, toplu mezarlar açılırken timsah gözyaşları döktü.
"Biz sadece hakikati haykırdık, dünya ise gözlerini kapattı." — Bosna’da yaşanan acıların özeti, bugün Filistin’in gerçeği haline geldi.
Bugün tarihin o kapkara sayfaları, Akdeniz’in kıyısında, Filistin’de yeniden yazılıyor. Srebrenitsa’da Boşnakları abluka altına alan, suyunu, gıdasını ve ilacını kesen o acımasız zihniyet; bugün Gazze’yi dünyanın en büyük açık hava hapishanesine ve ardından kitle mezarlığına çeviren zihniyetle birebir aynıdır.
Mesele sadece askeri bir saldırganlık değil; mesele, bir halkın varoluş hakkını elinden alma çabasıdır. Dün Sırp kasaplarının arkasındaki o kirli motivasyon, bugün Filistin topraklarında masum çocukları, kadınları ve hastaneleri hedef alan saldırganlıkta vücut buluyor.
Daha da acı olanı ise, sahneler değişse de seyircilerin aynı kalmasıdır. Dün Bosna’da soykırımı "diplomatik dengeler" arkasına saklanarak izleyen uluslararası mekanizmalar, bugün Filistin’de yaşanan insanlık dramını canlı yayınlarda izlemekle yetiniyor. Güvenlik Konseyi kararları, insan hakları beyannameleri ve uluslararası hukuk kuralları, söz konusu mazlumlar Müslümanlar veya batı dışı toplumlar olduğunda yine rafa kaldırılıyor.
Srebrenitsa’nın bilge lideri Aliya İzzetbegović’in şu sözü, bugünün Gazze’sine tutulan en net aynadır:
"Her şey bittiğinde hatırlayacağımız şey, düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır."
Bugün Filistin’de yaşananlar, dün Sırp katliamlarında hayatını kaybeden ruhların acısını dindirmek bir yana, o açık yaraya tuz basmaktadır. Eğer dünya, Srebrenitsa’dan gerçek bir ders çıkarsaydı, bugün Gazze’deki çocukların feryatları arş-ı âlâyı titretirken bu kadar sessiz kalamazdı.
Tarih, katliamı yapanları yazdığı gibi, gücü yettiği halde susanları da en kara harflerle kaydediyor. Bosna’dan Filistin’e uzanan bu acı hat, insanlığın ya tamamen sınıfta kalacağı ya da geç de olsa vicdanını hatırlayacağı son sınır çizgisidir.

Malatya TOHM Sporcusu Salih Yusuf Yazıcı Avrupa Şampiyonu Oldu.
Birlik ve Beraberliğin Buluşma Noktası: 14. Geleneksel MİDİDER Pilav Şenliği.







