“EKMEĞİN HAKKI 20 TL’DİR” SÖZÜ ORTALIĞI KARIŞTIRDI: FIRINCI HAK MI ARIYOR, KAMUOYUNA ZAM MI İLAN EDİLİYOR?
Malatya Fırıncılar ve Unlu Mamuller Odası Başkanı Mehmet Büyükelçi’nin “Ekmeğin hakkı 20 TL’dir” şeklindeki çıkışı, yalnızca bir fiyat değerlendirmesi değil; adeta kamuoyuna yapılmış ön alıcı bir zam bildirimi olarak yorumlandı. Büyükelçi’nin açıklamaları, ekonomik gerçeklikten ziyade toplumsal hassasiyetleri zorlayan, sert ve tartışmalı bir yaklaşım olarak gündemin merkezine oturdu.
Büyükelçi, mevcut ekmek fiyatlarının fırıncı esnafı açısından sürdürülemez olduğunu savunurken, klasik gerekçe dosyasını da eksiksiz açtı: un, maya, yakıt, enerji, işçilik… Ancak kamuoyunun dikkatini çeken asıl nokta, henüz resmi bir zam kararı yokken “20 TL” rakamının bu kadar net ve iddialı şekilde telaffuz edilmesi oldu. Zira bu ifade, “olursa konuşuruz” değil, “olması gereken budur” mesajı taşıyor.
ZAM YOK DENİYOR, RAKAM HAVAYA BIRAKILIYOR
Büyükelçi açıklamasında, una, yakıta, mayaya ve enerjiye yeni bir zam gelmediği sürece ekmeğe zam yapılmayacağını söylüyor; ancak aynı nefeste bu kalemlerden herhangi birine gelecek artışın fiyatlara kaçınılmaz biçimde yansıtılacağını vurguluyor. Yani kapı açık, eşik belli, rakam hazır: 20 TL.
Bu yaklaşım, “zam yok” söylemiyle “zam sinyali” arasındaki ince çizginin bilinçli şekilde aşılması olarak değerlendiriliyor. Hukuki açıdan bakıldığında, fiyatların serbest piyasa koşullarında belirlenmesi doğal olmakla birlikte, kamuoyuna bu denli kesin rakamlar sunulması, algı yönetimi ve psikolojik fiyatlama iddialarını da beraberinde getiriyor.
FIRINCI ZARARDA, VATANDAŞ NEREDE?
Fırıncı esnafının kâr marjının eridiğini belirten Büyükelçi, ekmeğin “gerçek maliyetinin” mevcut satış fiyatlarının üzerinde olduğunu savunuyor. Ancak bu “gerçek maliyet” hesabının hangi denetim mekanizmalarından geçtiği, hangi verilerle desteklendiği ise kamuoyuna sunulmuş değil. Vatandaş için ortada net olan tek gerçek var: gelir artışı yok, mutfak gideri sürekli artıyor.
İşçilik maliyetlerini örnek gösteren Büyükelçi, bir fırın işçisinin maliyetinin 90 bin TL’ye dayandığını ifade ediyor. Bu rakam, bir yandan sektördeki istihdam krizine işaret ederken, diğer yandan şu soruyu da beraberinde getiriyor: Bu yükün tamamı neden doğrudan ekmeğin fiyatına yazılıyor?
DEPREM, ENERJİ, UN… HEPSİ TAMAM AMA SINIR NEREDE?
Enerji giderleri, un fiyatlarındaki dalgalanmalar ve deprem sonrası yeniden yapılanma maliyetleri elbette yadsınamaz gerçekler. Ancak eleştiriler tam da bu noktada yoğunlaşıyor. Çünkü ekmek, herhangi bir lüks tüketim ürünü değil; temel gıda maddesi. Hukuki ve sosyal devlet anlayışı içinde, ekmek fiyatları yalnızca esnafın maliyet hesabına değil, toplumun alım gücüne ve kamu yararına göre de değerlendirilmek zorunda.
Uzmanlar, bu tür açıklamaların piyasayı yönlendirme ve fiyat beklentisi oluşturma riski taşıdığına dikkat çekiyor. Özellikle “ekmeğin hakkı” gibi normatif ve iddialı bir dilin, ekonomik tartışmadan çok toplumsal baskı aracı olarak algılanabileceği belirtiliyor.
SONUÇ: HAK ARAYIŞI MI, ZAM MEŞRULAŞTIRMA MI?
Mehmet Büyükelçi’nin sözleri, fırıncı esnafının yaşadığı gerçek sıkıntıları gözler önüne seriyor olabilir; ancak kullanılan dil ve ortaya atılan rakam, tartışmayı başka bir noktaya taşıyor. “Ekmeğin hakkı 20 TL’dir” ifadesi, birçok kesim tarafından bir maliyet tespiti değil, zam için zemin yoklama olarak okunuyor.
Ortada net cevap bekleyen bir soru var: Ekmek gerçekten 20 TL’yi mi “hak ediyor”, yoksa bu söylem, yaklaşan fiyat artışlarının topluma alıştırılması mı? Kamuoyunun beklentisi açık: İddia varsa belgeyle, zam varsa resmi kararla, maliyet varsa şeffaf hesapla konuşulsun. Aksi halde bu tartışma, ekmekten çok vicdanı yakmaya devam edecek.
Dilek Kiraz

Merkez ve İlçelerde Muhtarlık Tartışması: Hizmet mi, Gösteri mi?
Malatya’da Zehir Tacirlerine Büyük Darbe: 14 Şüpheli Yakalandı, 13’ü Tutuklandı
Elektronik Sigaralar Akciğer Kanserine Neden Oluyor!
Kronik Ağrıya Dikkat: Uzun Vadede Yüksek Tansiyon Riski Doğurabilir







