6 Şubat depremleri, Malatya’nın hafızasına yalnızca yıkılan binaları değil; bitmeyen bir yasın, ağır bir sorumluluğun ve insanüstü bir mücadelenin izlerini de kazıdı. O günlerde en çok yorulan, en az konuşulan ama en fazla yükü omuzlayan kurumlardan biri hiç kuşkusuz Malatya Büyükşehir Belediyesi Mezarlıklar Müdürlüğü oldu. Başında ise bir isim vardı: Mezarlıklar Müdürü Osman Gönültaş.
Gün Ağarmadan Başlayan Koşuşturma
Depremin ilk saatlerinden itibaren şehirde zaman durdu. Ancak mezarlıklarda zaman, acıyla birlikte akmaya devam etti. Enkazlardan çıkarılan her bir şehit için hazırlık yapılması gerekiyordu. Yer tespiti, defin alanlarının düzenlenmesi, ailelerin bilgilendirilmesi ve her şeyden önemlisi insan onuruna yakışır bir vedanın sağlanması…

Osman Gönültaş için gün, çoğu zaman gün ağarmadan başlıyor; gecenin en sessiz saatlerinde bile bitmiyordu. Bir yandan personelini ayakta tutmaya çalışıyor, bir yandan kendisi ayakta kalmaya çalışıyordu. Her defin, her tabut, her fatiha onun yüreğinde yeni bir yara açıyordu.
“Her Gelen Şehit Evladımız Gibiydi”
Yakın çalışma arkadaşlarının ve personelin anlattığına göre Gönültaş, mezarlığa gelen her şehidi bir evladı gibi karşıladı. İsim sormadan önce yaşını, memleketini öğrenir; “Ailesi geliyor mu, annesi var mı?” diye sorardı. Çünkü ona göre yapılan iş yalnızca bir defin işlemi değil, yarım kalan bir hayatın son emanetine sahip çıkmaktı.
Personel yorgunluktan ayakta duramaz hale geldiğinde bile onları motive eden yine Osman Gönültaş oldu. “Bir kişi daha bekliyor, bir aile daha bize emanet” diyerek herkesin yeniden toparlanmasını sağladı. Kimi zaman cenazeyi omuzladı, kimi zaman toprağı kendi elleriyle düzeltti. Kimsenin görmediği, kimsenin alkışlamadığı o anlarda, mezarlıklar sessiz ama en ağır görevi yerine getiriyordu.
İsimsiz Kahramanlar, Sessiz Emek
Mezarlıklar Müdürlüğü personeli de bu sürecin görünmeyen yükünü taşıdı. Günlerce evlerine gidemeyenler, kendi acısını içine gömüp başkasının acısına ortak olanlar oldu. Birçoğu yakınlarını kaybetmişken, başkalarının yakınlarını toprağa vermek zorunda kaldı. Gözyaşları kimi zaman gece karanlığında, kimi zaman bir fatiha arasında sessizce aktı.

Hiçbir kamera, hiçbir mikrofon bu emeği tam anlamıyla kayda geçmedi. Ancak Malatya’nın toprağında açılan her mezar, verilen her emek bu şehrin hafızasına kazındı.
Bir Şehrin Vicdanı Mezarlıklarda Sınandı
6 Şubat depremleri, Malatya’ya çok şey öğretti. Dayanışmayı, sabrı, acıyla birlikte ayakta durmayı… Ve belki de en çok, bazı kahramanların sessiz olduğunu gösterdi. Mezarlıklar Müdürlüğü ve Osman Gönültaş, bu sessiz kahramanlığın en ağır örneklerinden biri oldu.
Bugün şehir yeniden ayağa kalkmaya çalışırken, geride kalan mezarlıklar yalnızca kayıpların değil; görevini insanlık onuruyla yerine getiren insanların da tanığıdır.
Onlar konuşmadı. Reklam olmadı. Ama Malatya, en karanlık günlerinde kimlerin gerçekten ayakta kaldığını çok iyi biliyor.
Depremin sessiz kahramanları, toprağın başında görevini yapanlardı. Ve o görev, tarih önünde çoktan yerini aldı.
Dilek Kiraz 








