reklam reklam
ALTIN
 
DOLAR
 
STERLİN
EURO
 
reklam reklam

Depremde Ayakta Kalması Gereken Yapılar Neden Yıkıldı?

 

Eklenme Tarihi

07 Şubat 2026 05:18

Güncelenme Tarihi

01 Ocak 1970 05:18
Depremde Ayakta Kalması Gereken Yapılar Neden Yıkıldı?

Malatya’da Okullar ve Camilerle İlgili Cevap Bekleyen Sorular

6 Şubat depremleri Malatya’da yalnızca konutları değil, toplumun güven duygusunu da derinden sarstı. Binlerce yapının yıkılması, depremin büyüklüğü ve yıkıcılığı ile açıklanmaya çalışıldı. Ancak kamuoyunda en çok tartışılan konulardan biri, deprem anında ayakta kalması beklenen bazı okulların ve camilerin hasar görmesi ve yıkılması oldu.

İddialara göre, bu yapılar yalnızca fiziki olarak değil, toplumun “güvenli alan” algısıyla da doğrudan ilişkilidir. Çünkü okullar ve camiler, afet anlarında sığınılacak, toplanılacak, dayanıklı olması beklenen yapılar olarak bilinmektedir.

Toplanma Alanı Olarak Bilinen Yapılar Neden Hasar Aldı?

Deprem gecesi Malatya’da birçok vatandaş panik halinde sokaklara çıktı. İlk yöneldikleri yerler ise çoğunlukla okulların bahçeleri ve cami avluları oldu. Bu durum, bu yapıların toplum nezdinde ne kadar güvenilir kabul edildiğini açıkça ortaya koydu.

Ancak iddialara göre bazı camiler ve okulların ağır hasar alması, hatta yıkılması şu soruları gündeme getirdi:

Bu yapılar hangi yıllarda inşa edildi?

Yapım sırasında hangi deprem yönetmelikleri esas alındı?

Zemin etütleri yeterli miydi?

Kullanılan beton ve demir standartlara uygun muydu?

Denetimler eksiksiz şekilde yapıldı mı?

Bu soruların sorulması, herhangi bir kurumu doğrudan suçlamak değil; kamu adına şeffaflık talep etmek olarak değerlendiriliyor.

İhmal İddiaları ve Denetim Tartışmaları

Kamuoyunda dile getirilen iddialara göre, bazı yapılarda:

Malzeme kalitesinin yeterli olmayabileceği,

Denetim süreçlerinin kağıt üzerinde kalmış olabileceği,

Yapım ve kabul aşamalarında ihmaller yaşanmış olabileceği

öne sürülüyor.

Henüz tüm bu iddialarla ilgili net ve kamuoyunu tatmin eden teknik raporların paylaşılmamış olması, soru işaretlerini artırıyor.

Sayılar Neden Net Değil?

“Hasarlı”, “ağır hasarlı” ve “yıkık” gibi sınıflandırmalar arasında dolaşan rakamlar, Malatya’da kaç cami ve kaç okulun gerçekten kullanılamaz hale geldiğine dair net bir tablo sunmuyor. Bu durum da kamuoyunda “neden açık ve şeffaf veriler paylaşılmıyor?” sorusunu beraberinde getiriyor.

Şeffaf veriler, yalnızca geçmişi anlamak için değil, gelecekte aynı acıların yaşanmaması için hayati önem taşıyor.

Yıkılan Sadece Binalar mı?

Bir okulun hasar görmesi, eğitim güvenliğini; Bir caminin zarar görmesi, toplumun manevi dayanma noktalarını; Her ikisinin aynı anda yıkılması ise, kamuya duyulan güveni doğrudan etkiliyor.

İddialara göre, bu durumun yarattığı psikolojik etki, fiziki yıkım kadar ağır oldu.

Cevap Bekleyen Sorular

Malatya kamuoyu bugün şunları merak ediyor:

Hangi yapı hangi gerekçeyle hasar aldı?

Denetim raporları kamuoyuyla paylaşılacak mı?

Sorumluluk zinciri şeffaf biçimde ortaya konulacak mı?

Benzer yapıların gelecekte güvenliği nasıl sağlanacak?

Bu soruların yanıtlanması, suçlu aramaktan ziyade ders çıkarmayı ve güveni yeniden inşa etmeyi amaçlıyor.

Sonuç: Deprem Doğal, Hesap Vermek Toplumsal Bir Gereklilik

Deprem bir doğa olayıdır. Ancak iddialara konu olan ihmal ve denetim eksiklikleri, insan eliyle oluşan risklerdir. Malatya’nın iyileşmesi, yalnızca enkazın kaldırılmasıyla değil, şeffaflık, hesap verebilirlik ve güçlü denetim mekanizmalarıyla mümkün olacaktır.

Bu nedenle kamuoyunun beklentisi nettir:

Suçlama değil, açıklama;

Sessizlik değil, şeffaflık;

Unutmak değil, ders çıkarmak.

 

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.