İNÖNÜ’NÜN VAKARINDAN UZAK, ATATÜRK’ÜN EMANETİNE GÖLGE: CHP MALATYA’DA NELER OLUYOR?
Cumhuriyet Halk Partisi denildiğinde akla; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bağımsızlık iradesi, İsmet İnönü’nün devlet ciddiyeti, halkın umudu ve Cumhuriyet’in temel değerleri gelir. Ancak bugün Malatya’da yaşanan bazı gelişmelere bakıldığında, bu köklü çınarın gölgesinde sergilenen tablonun ne Atatürk’ün siyasi ahlakıyla ne de İnönü’nün vakar anlayışıyla bağdaşmadığı açıkça görülmektedir.
Cumhuriyet’in kurucu partisinde olması gereken; sağduyu, birlik, disiplin, mücadele ruhu ve halka güven veren bir duruştur. Fakat gelinen noktada kamuoyuna yansıyan görüntüler, ne yazık ki “iktidar yürüyüşü”nden çok, kendi içinde yönünü kaybetmiş bir yapının dağınıklığını andırmaktadır. Malatya gibi siyasi hafızası güçlü, toplumsal duyarlılığı yüksek bir şehirde, CHP çatısı altında yaşanan tartışmaların bu kadar seviyesiz, bu kadar kırıcı ve bu kadar yıpratıcı bir zemine taşınması, partinin tarihine de seçmenine de açık bir saygısızlıktır.
Atatürk’ün “Benim iki büyük eserim vardır; biri Türkiye Cumhuriyeti, diğeri Cumhuriyet Halk Partisi’dir” diyerek emanet ettiği bir partide, kişisel hesapların, koltuk hırslarının, hizip kavgalarının ve küçük siyasi hesapların bu kadar görünür hale gelmesi sadece parti içi bir mesele değildir. Bu, doğrudan doğruya o emanete gölge düşürmektir. Çünkü CHP, sıradan bir siyasi tabela değildir; CHP, bu ülkenin kurtuluşunun, kuruluşunun ve çağdaşlaşma iradesinin adıdır. Böyle bir partiyi günlük çekişmelerin, ego savaşlarının ve “kim kimi tasfiye edecek” hesaplarının içine hapsetmek, tarihe karşı da sorumsuzluktur.
Malatya kamuoyu bugün haklı olarak şu soruyu sormaktadır: Burası Atatürk’ün kurduğu, İnönü’nün taşıdığı Cumhuriyet Halk Partisi mi; yoksa her gün yeni bir krizle, yeni bir polemikle, yeni bir iç hesaplaşmayla anılan bir siyasal karmaşa merkezi mi? Çünkü ortaya çıkan görüntü, ne yazık ki siyasi olgunluk değil; tam tersine kurumsal ciddiyetten uzak, kendi enerjisini halka değil birbirine karşı tüketen bir anlayışın fotoğrafıdır. Malatya’da içine sürüklendiği tablo ise ne yazık ki utanç verici bir savrulmayı gözler önüne seriyor.
Daha acı olan ise şudur: Türkiye’nin ekonomik krizle, adalet tartışmalarıyla, gençlerin umutsuzluğuyla, emeklinin geçim derdiyle, çiftçinin ayakta kalma mücadelesiyle boğuştuğu bir dönemde, ana muhalefet partisinin yerelde kendi içine kapanıp kendi iç kavgasına gömülmesi, topluma umut vermesi gereken bir yapının kendi gölgesine yenilmesidir. Muhalefet etmesi gerekenler, dönüp birbirleriyle hesaplaşmaya girişiyorsa; halkın derdiyle dertlenmesi gerekenler, kendi siyasi ikballerini önceleyen bir tutum sergiliyorsa burada ciddi bir durup düşünme zorunluluğu vardır.
Malatya’da CHP adına ortaya çıkan bazı tavırlar, ne yazık ki “örgüt terbiyesi”nden çok “siyasi acemilik”, ne yazık ki “dayanışma”dan çok “dağınıklık”, ne yazık ki “mücadele”den çok “iç çekişme” görüntüsü vermektedir. Oysa bu şehir; deprem yaşamış, yaralarını sarmaya çalışan, siyasetten kavga değil çözüm bekleyen bir şehirdir. Malatya’nın ihtiyacı olan şey; kapalı kapılar ardında hesaplaşan siyasetçiler değil, halkın derdiyle sahada hemhal olan, omuz omuza yürüyen, güven veren kadrolardır.
Hiç kimse kusura bakmasın; Atatürk’ün adını dilinden düşürmeyip Atatürk’ün emanet ettiği parti kültürünü ayaklar altına alan anlayışın, “değişim”, “mücadele” ya da “demokrasi” söylemine sığınması kimseyi ikna etmez. İsmet İnönü’nün devlet terbiyesiyle yoğrulmuş siyaset çizgisini hatırlayıp, bugünkü tabloya bakınca insan ister istemez şu soruyu soruyor: Bu parti, tarihi mirasını büyütmek için mi siyaset yapıyor, yoksa o mirasın arkasına saklanarak günü kurtarmaya mı çalışıyor?

İsmet İnönü’nün vakarını, devlet ciddiyetini ve siyasal sorumluluk anlayışını hatırlayan herkes, bugün ortaya saçılan görüntülere dönüp baktığında aynı soruyu soruyor: Bu mudur Cumhuriyet Halk Partisi’ni Malatya’da temsil etme biçimi? Bu mudur Atatürk’ün emanetine sahip çıkmak? Bu mudur halka umut olma iddiası? Eğer cevap buysa, ortada gerçekten çok ağır bir seviye kaybı vardır.
Cumhuriyet Halk Partisi, Malatya’da kişisel çekişmelerin arenası haline getirilemez. Parti içi meseleler olabilir, görüş ayrılıkları olabilir, demokratik yarış olabilir. Ancak bunun da bir üslubu, bir seviyesi, bir siyasi ahlakı olmak zorundadır. Kurucu partinin adı kullanılarak sergilenen her yakışıksız tavır, sadece birkaç kişiyi değil, milyonların hafızasında yer etmiş bir çınarı yıpratmaktadır.
Bugün yapılması gereken şey çok nettir: CHP Malatya’da herkes önce aynaya bakmalı, sonra da partinin tabelasına değil tarihine bakmalıdır. O tabelada sadece bir siyasi parti adı yazmıyor; o tabelada Cumhuriyet’in hafızası, halkın umudu, bu ülkenin modernleşme mücadelesi yazıyor. Eğer bu bilinç kaybedilmişse, geriye kalan şey siyaset değil; kuru gürültü, sığ polemik ve Malatya’ya da CHP’ye de yakışmayan bir ayıptan ibarettir.
Dilek Kiraz


Sanatın Kalbi Bu Sergide Attı: Büyükşehir’den Örnek Organizasyon.
ALIŞVERİŞ MERKEZİ OTOPARKINDA YANGIN PANİĞİ.
Sevgi, Sabır ve Mücadele: Zamana Karşı Bir Anne-Baba Hikayesi.







