Depremle yıkılan binaların altında sadece beton değil, umutlar da kaldı. Üzerinden aylar, yıllar geçti; fakat sorunlar hâlâ enkaz halinde. Ne yazık ki bu şehirde artık “sorun” kelimesi bile sıradanlaştı. Çünkü alıştık. Alışmak, Malatya’da en hızlı öğrenilen şey oldu.
Bir yanda geçici çözümlerle kalıcı sorunları örtmeye çalışmak, diğer yanda her şeye rağmen sabretmek zorunda bırakılan bir halk var. Her seçim dönemi mikrofon uzatıldığında “Malatya ayağa kalkıyor” deniliyor; seçim bitince Malatya yine kendi kaderine terk ediliyor. Ayağa kalkan Malatya değil, sadece ezber cümleler oluyor.
Alıştık mı Sustuk: Malatya’nın Görmezden Gelinen Gerçekleri.
Şehrin merkezine çıkıyorsunuz; kaldırım var ama yürüyemiyorsunuz. Trafik var ama düzen yok. Otopark var ama yetmiyor. Yol var ama çukurdan geçilmiyor. Esnaf dertli, vatandaş yorgun, gençler umutsuz. Ama sorunlara çözüm üretmek yerine fotoğraf vermek daha önemli görülüyor. Çünkü Malatya’da bazı şeyler yapılmak için değil, görünmek için yapılıyor.
Deprem sonrası geçici ticaret merkezleri “çözüm” diye sunuldu, fakat esnaf hâlâ geçici, umutlar hâlâ belirsiz. Kalıcı iş alanları, sürdürülebilir projeler konuşulacağına; açılış kurdeleleri, protokol sıraları ve kim nereye oturmuş tartışmaları gündem oldu. Şehrin gerçek sorunları ise yine arka sıraya itildi.
Bir Şehir Nasıl Yorulur? Cevap: Malatya
Gençlere gelince…
Malatya’nın gençleri ya işsiz ya da şehri terk etmenin hayalini kuruyor. Kültür, sanat, spor alanları kısıtlı; sosyal yaşam neredeyse yok. “Gençler bizim geleceğimiz” deniyor ama o geleceğe dair somut bir yatırım göremiyoruz. Çünkü plan yapmak zahmetli, fotoğraf paylaşmak kolay.
Bir de yardım meselesi var.
Ramazan geliyor, koliler hazırlanıyor, vicdanlar rahatlatılıyor. Oysa Malatya’nın ihtiyacı bir ay süren yardımlar değil, on iki ay ayakta tutacak projeler. Ama kalıcı çözüm üretmek yerine, geçici yardımlarla günü kurtarmak daha risksiz bulunuyor.
En acısı da şu:
Bu şehirde sorunlar konuşulmasın isteniyor. Eleştiren “kötü”, ilan ediliyor. Oysa eleştiri düşmanlık değil, şehir sevgisidir. Malatya’yı gerçekten sevenler alkış tutanlar değil, yanlışları dile getirenlerdir.
Malatya artık makyajlı haberlerden, süslü cümlelerden, aynı vaatlerin tekrarından yoruldu. Bu şehir gerçekleri duymak istiyor, samimi adımlar görmek istiyor. Çünkü Malatya’nın sorunu kader değil; ihmal, plansızlık ve cesaretsizliktir.
Ve şunu açıkça söylemek gerekiyor:
Malatya’nın kaybedecek bir yılı daha yok. Ama eğer bu anlayış değişmezse, kaybedilen sadece yıllar olmayacak; koskoca bir şehir sessizce tükenmeye devam edecek.
Dilek Kiraz


Yeşilyurt’ta Açıktan Hırsızlık Olayı Aydınlatıldı: 3 Şüpheli Yakalandı
Çocuklarımızı Nasıl Koruyacağız?” Uzmanından Ailelere Kritik Uyarılar
Cansu Durkun: “Erkek kaşında hedef; fark edilmeden fark yaratmak”
Atkısız Çıkmayın, Boyun Sağlığınızdan Olmayın







