Zamların Son Kalesi de Düştü: Bari Dar Gelirlinin Ekmeğiyle Oynamayın!
Malatya'da vatandaşın sofrasındaki en temel gıda maddesi olan ekmek bir kez daha zamlandı. 15 Temmuz 2026 tarihinden itibaren 200 gram pide ekmeği 15 TL yerine 17,50 TL'den satılacak. Gerekçe ise yine değişmedi: Artan maliyetler...
Elbette un, maya, elektrik, doğalgaz, işçilik ve diğer üretim giderlerinin arttığı bir gerçek. Ancak her maliyet artışının faturası neden doğrudan vatandaşa kesiliyor? Bu sorunun cevabını artık dar gelirli aileler de merak ediyor.
Bugün birçok evde et lüks, meyve lüks, tatlı lüks... Şimdi ise ekmek bile hesapla alınır hale geldi. Çocuklarının beslenme çantasını hazırlamakta zorlanan anne babalar, emekliler, asgari ücretle geçinmeye çalışan aileler bu yükü daha ne kadar taşıyacak?
"Giderler arttı" deniliyor. Peki vatandaşın geliri aynı oranda arttı mı? Maaşlar, emekli aylıkları, alım gücü bu zamların hızına yetişebiliyor mu? Elbette hayır.
Bugün bir aile sofraya oturduğunda ekmeği bile hesap ederek almak zorunda kalıyorsa ortada sadece bir fiyat artışı değil, derinleşen bir geçim sıkıntısı vardır.
Dar gelirli vatandaş için ekmek, lüks değil zorunluluktur. İşte tam da bu yüzden ekmeğe gelen her zam, doğrudan milyonların mutfağına vurulan yeni bir darbedir.
Sormak gerekiyor:
Her maliyet artışının faturası neden hep vatandaşa kesiliyor?
Üreticiyi ayakta tutacak destekler neden yeterince konuşulmuyor?
Dar gelirlinin sofrasındaki son lokmaya kadar uzanan bu zam düzeni nereye kadar sürecek?
Bu cümleyi vatandaş artık ezbere biliyor. Çünkü ne zaman yeni bir zam gelse, önüne aynı gerekçe konuluyor. Ancak kimse çıkıp da şu soruyu sormuyor: Vatandaşın gelirindeki artış, maliyetlerdeki artışın neresinde?
Elektrik arttı... Un arttı... Maya arttı... Akaryakıt arttı... İşçilik arttı...
Peki çözüm ne?
"Vatandaşa zam."
Sanki bu şehirde yaşayan milyonlarca insanın cebinde bitmeyen bir para musluğu varmış gibi, en kolay yol yine vatandaşın sofrasına uzanmak oluyor.
Bugün gelinen noktada ekmek bile hesapla alınır hale geldiyse, bu sadece bir fiyat değişikliği değildir; toplumun alım gücünün ne kadar eridiğinin en acı göstergesidir.
Dar gelirli bir aile sabah kahvaltısında, akşam yemeğinde, çocuklarının beslenme çantasında en temel ihtiyaç olarak ekmeği görüyor. İşte tam da bu yüzden ekmeğe yapılan her zam, doğrudan en yoksul kesimi vuruyor.
Şimdi kamuoyunun cevap beklediği sorular var:
Her maliyet artışının tek çözümü neden zam?
Üreticiyi rahatlatacak destek mekanizmaları neden yeterince işletilmiyor?
Vatandaşın alım gücü her geçen gün düşerken bu yükü daha ne kadar taşıması bekleniyor?
Bugün insanlar manava giderken iki kez düşünüyor, kasaba uğramayı hayal bile edemiyor. Şimdi ekmeği alırken de hesap makinesi çıkaracak duruma geldi.
Acı olan ise bunun artık kimseyi şaşırtmıyor olması...
Zamlar normalleşti, geçim sıkıntısı sıradanlaştırıldı.
Oysa ekmek; lüks tüketim değil, yaşamın en temel hakkıdır.
Hiç kimse fırıncı esnafının yaşadığı ekonomik sıkıntıları inkâr etmiyor. Ancak bu sorunların bedeli sürekli vatandaşın omzuna yükleniyorsa, burada tartışılması gereken yalnızca ekmek fiyatı değil, ekonomik yükün nasıl paylaştırıldığıdır.
Bari dar gelirli ailelerin ekmeğiyle oynamayın.
Çünkü sofradan eksilen sadece bir ekmek değil; umut, huzur ve yaşam kalitesidir.
Allah bu milletin yar ve yardımcısı olsun. Çünkü görünen o ki, zamların sonu görünmüyor; vatandaş ise her geçen gün daha az konuşuyor, daha çok katlanıyor.

Battalgazi'de Yaz Dopdolu Geçiyor: Her Yaşa Özel Etkinlikler Başladı.
Yeşilyurt Belediyesi Geleceğin Çevre Dostlarını Yetiştiriyor.
Malatya'da Zehir Tacirlerine Büyük Darbe: 36 Bin 798 Sentetik Ecza Hap Ele Geçirildi.
Vali Seddar Yavuz, Emniyet Teşkilatına Kazandırılan Kafe-Restoranın Açılışına Katıldı.







